Yiğit Kulabaş'ı ilk ne zaman gördüm? Sanırım Microsoft'un ilk Zirvesinde, Office'le ilgili sahnelemiş oldukları oyundaydı. Kaleminin bu kadar güçlü olduğunu yeterince anlamamıştım o zaman.
Sonra ortak bir proje girişimimiz kapsamında, bir kaç toplantı yaptık. O toplantılardan birinde söylediği "Büyük düşünelim, küçük başlayalım" lafı hala kulağımda. Aslında çok orijinal bir söz değil ama, içinde bulunduğumuz ortamda bende bıraktığı etkiyle, "kulağımda küpe oldu".
Yiğit Kulabaş'ın kitabını karşımda görünce, hoş bir sürpriz yaşadım. Kendim de yazmaya meraklı olduğum için, benimle ortak özellikleri olan ya da sosyal temasım olan kişilerin yazdıklarını daha bir ilgiyle okurum. Orhan Pamuk'un İTÜ Mimarlığı bırakıp yazarlık kariyerinde karar kılması, Semih Gümüş'ün Ankara Fen Lisesi'nde okumuş olması, bunlar beni etkileyen şeyler. Yiğit Kulabaş da Microsoft kariyeriyle ve kısa süreli de olsa bir proje ile ilgili birlikte çalışmışlığımızla, yazdıklarını okumayı ilginç bulacağımı düşündüğüm bir yazardı.
Beklentilerimi aştığını söyleyebilirim. Zamanya çok hoş bir kitap.
Kitabın tamamı bir günde geçiyor. Hatta mesai saatleri içinde neredeyse. Biraz erken başlayan ve biraz geç biten bir mesai olarak düşünebiliriz. Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ında iki kuzenin dönüşümlü bölüm paylaşımı gibi, burada da beraber kalan iki kafadar Kerim ve Selim'in gün boyu ayrı ayrı süren maceraları, dönüşümlü olarak anlatılıyor.
Kitap bir günde geçse de, on civarında ülkeyi ve daha fazla sayıda şehri kapsıyor. Çok da geniş bir zaman çizelgesini.
Bir yandan Alice Harikalar Diyarı'nda dolaşırken, bir yandan günümüzün çok rastlanan bir ofis ortamının 'ofis-politiğine' bata çıka bir gün yaşıyorsunuz. Eğlenceli bir dil, günümüz iş hayatına dair keskin gözlemler, hepsi bir arada.
Tüm bunların üstüne sos olarak da, zamanla ilgili pek çok kavramı, projeyi, ilginç bilgiyi kitap boyunca edinebilirsiniz.
Benim en hoşuma giden kısımlardan biri, her hafta tatillerin aynı güne gelmesi için Kerim'in önerdiği formüldü: 1 Ocak 'günsüz' olsun, 4 yılda bir 29 Şubat da günsüz olsun, işi bağlayalım. : ) Böylelikle mesela her 31 Aralık Pazar günü olacak. Her 1 Ocak hafta günü etiketi taşımayan özel bir gün olacak ve her 2 Şubat Pazartesi olacak.
Yiğit Kulabaş'a okurlarına hediye ettiği bu güzel kitap için binlerce teşekkür. Umarım ardından başka eserler de gelir.